Bursa Veteriner Hekimler Odası (BVHO) Başkanı Melike Baysal ve yönetim kurulu üyeleri, 28 Eylül Dünya Kuduz Günü dolayısıyla düzenledikleri basın toplantısında hem kuduzla mücadele tarihine ışık tuttu hem de sahipsiz hayvanların itlaf edilmesine yönelik girişimlere karşı net bir duruş sergiledi. Doburca Değirmenpark Tesisi’nde gerçekleşen açıklamada, hayvan sağlığının ve refahının halk sağlığı için vazgeçilmez olduğu vurgulandı.
Osmanlı’dan Günümüze Kuduzla Mücadele Tarihi
Başkan Melike Baysal, konuşmasına 28 Eylül’ün, kuduz aşısını geliştiren Louis Pasteur’ün ölüm yıldönümü olduğunu hatırlatarak başladı. Baysal, Pasteur’ün çalışmalarına Osmanlı İmparatorluğu’nun verdiği desteğe dikkat çekerek, Sultan II. Abdülhamid’in 1886’da Pasteur’e maddi destek sağladığını ve yanına asistan yetiştirmesi için Dr. Hüseyin Remzi ile Veteriner Hüseyin Hüsnü Bey’i Fransa’ya gönderdiğini anlattı.
Baysal, bu çabaların sonucunda 1887 yılında Kuduz Tedavi Müessesesi’nin (Dâru’l-Kelb ve Bakteriyoloji Ameliyathanesi) kurulduğunu ve bu merkezin dünyada üçüncü, Doğu’nun ise ilk kuduz merkezi olma unvanını taşıdığını belirterek, Türkiye’nin bu alandaki köklü tarihini hatırlattı.
Kuduzda Veri Yanılgısı ve İtlaf Tehlikesi
Kuduzun %99 öldürücü ancak %100 aşıyla korunulabilir viral bir hastalık olduğunu belirten Baysal, düzenli aşılamanın en etkili korunma yöntemi olduğunu ifade etti. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre evcil hayvanlardaki kuduz vakalarının 2018’de 437 iken 2023’te 86’ya, yabani hayvanlardaki vaka sayısının ise aynı dönemde 16’dan 5’e düştüğünü aktardı.
Ancak Sağlık Bakanlığı’nın “kuduz riskli temas sayısının” 2023 yılında 437 bine ulaşmasını eleştiren Baysal, bu sayının kuduz hastalığının arttığını göstermediğini, aksine farkındalık ve yaratılan endişe nedeniyle hastaneye başvuran insan sayısını ifade ettiğini söyledi. Baysal, sahipsiz hayvanların itlafını gündeme getiren yasa teklifinin dayandırıldığı gerekçelerden birinin de bu “gerçekliği olmayan” kuduz artışı endişesi olduğunu dile getirdi.
WOAH ve WHO İtlafa Karşı Çıkıyor
Başkan Melike Baysal, itlaf girişimlerine sert tepki göstererek, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gibi uluslararası otoritelerin kuduz kontrolü açısından sahipsiz köpeklerin toplu itlafına karşı çıktığını hatırlattı. Baysal, itlafın köpek yoğunluğunu uzun vadede azaltmadığını ve kuduzu kontrol altına almada başarılı olmadığını belirterek, aksine bu tür uygulamalarda çoğunlukla kısırlaştırılmış ve aşılanmış hayvanların yok edildiğini ve bunun sürü bağışıklığını azaltarak toplumu daha büyük bir tehlikeye attığını ifade etti:
“Toplanan köpekler zaten insanlara yakın, kısır ve aşılı köpekler çoğunlukla. Bu itlaf, sürü bağışıklığını doğrudan azaltmakta ve toplumu kuduz bulaşma riski açısından daha büyük tehlikeye sokmaktadır.”
Veteriner Hekimlerden Çözüm Önerileri: Bilim ve Sorumluluk
BVHO Başkanı Baysal, sorunun köklü çözümü için “bilimin rehber edinilmesi” ve “palyatif çözümlerden vazgeçilmesi” gerektiğini vurguladı. Atılması gereken adımları ise şöyle sıraladı:
Sorumlu Sahiplik: Ailelerin, tıpkı bir çocuk gibi hayvanlarının sağlık ve bakımıyla ilgili sorumluluklarını tam olarak yerine getirmesi.
Kimliklendirme: Tüm sahipli hayvanların 31 Aralık 2025’e kadar mikroçiple kimliklendirilmesi.
Kısırlaştırma: Sahipli-sahipsiz tüm köpeklerin kısırlaştırılması ve bu konuda kırsal bölgelere odaklanılması.
Eğitim: Eğitim sisteminde hayvan sevgisi ve varlığına saygının öğretilmesi, yaşamın bölünmez bir bütün olduğu bilincinin yerleştirilmesi.
Başkan Baysal, “Bir türü yok ederek başka bir türün refahını ve sağlığını koruyamayız,” diyerek, hayvanı ve çevreyi korumadan insanı korumanın mümkün olmadığını belirtti.
Devlet Desteği Çağrısı ve Hekimlerin Özverisi
Basın açıklamasında son olarak, serbest veteriner hekimlerin devlet desteği almadan çalıştığına dikkat çekildi. Baysal, meslektaşlarının ekonomik zorluklara rağmen hayvan sahiplerinin koruyucu sağlık hizmetlerine ulaşımının aksamaması için fedakarlık yaptığını, bu nedenle temmuz ayında almaları gereken ara zammı dahi almadıklarını ifade etti. Baysal, “Dezavantajlı insanların sağlık sorunlarını nasıl özel hekimler değil devlet çözüyorsa, dezavantajlı hayvanların da arkasında devlet olmalıdır!” diyerek, sahipsiz hayvanlar konusundaki sorumluluğun devlette olduğunu bir kez daha hatırlattı.
