- Bu haber, sabit gelirlilerin ekonomik durumuna ve taleplerine odaklanarak temel olarak şu sorulara yanıt vermektedir: Enflasyon nisan ayında ne kadar arttı? Memur ve emekli maaşlarına yapılan zamlar enflasyon karşısında ne durumda? Tasarruf ve birikim yapma yetisi neden kayboldu? Kira artışları sabit gelirlileri nasıl etkiliyor? Mevcut zam sistemi neden kayıpları telafi edemiyor? Alım gücünün korunması için önerilen somut çözüm yolları nelerdir? Kredi kartı kullanımı ve borçluluk oranları neden artıyor?
BASK ve Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı Mehmet Alper Öğretici, TÜİK tarafından açıklanan nisan ayı enflasyon verilerinin ardından yazılı bir basın açıklaması yaparak, memur ve emeklilerin ekonomik çıkmazda olduğunu vurguladı. Öğretici, maaş artışlarının hayat pahalılığı karşısında etkisiz kaldığını belirterek aylık enflasyon farkı ve refah payı talebinde bulundu.
Alım gücü nisan ayında da geriledi
TÜİK verilerine göre nisan ayında enflasyonun %4,18 oranında arttığını hatırlatan Genel Başkan Öğretici, bu tablonun sabit gelirlilerin alım gücündeki erimeyi açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. Yılın ilk altı ayı için verilen %11’lik zammın şimdiden tükendiğini belirten Öğretici, “Temmuz ayı gelmeden sabit gelirliler alacaklı hale gelmiştir” dedi.
“Enflasyon farkı aylık olarak yansıtılmalı”
Mevcut altı aylık artış sisteminin yaşanan kayıpları telafi etmediğini savunan Öğretici, geriye dönük karşılanmayan kayıpların memur ve emeklinin cebinden çıktığını söyledi. Çözüm olarak iki temel öneri sunan Öğretici, öncelikle yıllardır biriken kayıpların telafi edilmesini, ardından ise enflasyon farkının her ay maaşlara yansıtılmasını istedi.
Kira artışları barınma hakkını tehdit ediyor
Öğretici, yüksek enflasyonun yanı sıra fahiş kira artışlarının sabit gelirlileri büyük bir çıkmaza sürüklediğini dile getirdi. Kira artış oranlarının %30’ların üzerine çıktığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Maaş artışları düşük tutulurken kira artışlarının bu seviyelerde seyretmesi, memur ve emeklilerin barınma hakkını dahi tehdit eder hâle gelmiştir. İstatistik oyunları hayat pahalılığını gizleyememekte, cebimizdeki yangını söndürememektedir.”
“Enflasyon kadar artış refah değildir”
Gerçek bir alım gücü artışı için enflasyonun üzerinde bir refah payının zorunlu olduğunu vurgulayan Mehmet Alper Öğretici, enflasyon farkı adı altında yapılan düzenlemelerin “sıfır zam” anlamına geldiğini belirtti. Öğretici, enflasyon kadar artışın refah sağlamayacağını, enflasyonun altında kalan her artışın ise açık bir kayıp olduğunu hatırlatarak ek zam ve refah payı talebini yineledi.
