Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Halil FERAH
Halil FERAH

Bir torba kanun yazdım, ekonomi düzeldi (Şaka değil)

Türkiye’de işçi ve emekli artık açlık sınırında yaşamayı bile özlüyor.
Bakın “yoksulluk” demiyorum, onu çoktan geçtik.
İnsanlar “en azından açlık sınırında kalabilsek” diye temenni eder hâle geldi. Bu cümle tek başına zaten ekonominin özetidir.

Hal böyle olunca da ufaktan, çekine çekine, neredeyse özür dileyerek maaş itirazları yükseliyor.
“Acaba…” diye başlıyor cümleler.
“Yanlış mı düşünüyoruz?” diye devam ediyor.
Çünkü bu ülkede hakkını istemek, nankörlükle karıştırılıyor.

Oysa işin ironik tarafı şu:
Bunu düzeltmenin yolu var.
Zor değil.
Devrim falan gerekmiyor.
Sadece küçük bir torba kanun yeterli.

Mesela diyoruz ki:
Hiçbir emekli asgari ücretten daha düşük maaş alamaz.
Bu kadar basit.
Çünkü bir ülkede çalışırken asgari ücretle geçinemeyen insanın, emekliyken daha azıyla yaşaması zaten matematiksel olarak da ahlaken de imkânsız.

Sonra milletvekili maaşına bakıyoruz.
Diyoruz ki: En fazla iki asgari ücret.
Ne fazlası ne azı.
Huzur hakkı, yönetim kurulu ücreti, danışmanlık adı altında ikinci, üçüncü, dördüncü maaş yok.
Milletvekilliği tam zamanlı iştir, hobi değildir.

Bakanlara geliyoruz.
Onlara da üç asgari ücret sınırı koyuyoruz.
Yetki artabilir, sorumluluk artabilir ama maaş sınırsız artamaz.
Milletvekiline yasak olan bakan için de yasaktır.
Aksi hâlde adına “devlet ciddiyeti” değil, ayrıcalık rejimi denir.

Cumhurbaşkanı maaşı mı?
Dört asgari ücret.
Ne bir kuruş fazla.
Bu, makamı küçültmez.
Tam tersine büyütür.
Çünkü milletin sofrasıyla aynı hesaptan geçmeyen bir iktidarın meşruiyeti kâğıt üzerindedir.

Asıl bomba ise emeklilik meselesinde.
Milletvekili emekliliği diye ayrı bir sınıf olmaz.
Kim ne maaş aldıysa, hangi prim yattıysa, SGK hesabı ne diyorsa…
Emeklilik de odur.
Özel emekli, imtiyazlı maaş, “ömür boyu vekillik” hikâyeleri tamamen biter.

Bir de sembolik ama çok şey anlatan detaylar var.
Meclis lokantası.
Her gün tabldot.
Memur ne yiyorsa vekil de onu yer.
Altın kaplama menüyle halkın açlığı yönetilemez.

Lojman meselesi de cabası.
Cumhurbaşkanı hariç kimseye lojman yok.
Cumhurbaşkanlığı lojmanının da elektrik, su, doğalgaz faturası maaştan ödenir.
Çünkü fatura ödemeyen insan, faturayla boğuşanı anlayamaz.

Şimdi soruyorum:
Bu torba kanun çıkarsa ekonomi çöker mi?
Hayır.
Devlet batar mı?
Hayır.
Piyasalar altüst olur mu?
Yine hayır.

Ama bir şey olur.
Bu ülkenin insanı ilk kez yönetenlerle aynı terazide tartıldığını hisseder.

İşte tam da bu yüzden bu kanun çıkmaz.
Çünkü mesele para değil.
Mesele paylaşmak.


YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER