Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Halil FERAH
Halil FERAH

“Bizden önce hiçbir şey yoktu” masalı ve hafızasız siyaset

Siyasette en güçlü silah nedir biliyor musunuz?
Gerçek değil. Hafıza.

Hafızayı yönetirseniz, gerçeği de yönetirsiniz.

Yıllardır aynı cümleyi dinliyoruz:
“Bizden önce fırın yoktu, buzdolabı yoktu, çamaşır makinesi yoktu…”

Bir süre sonra insan gerçekten şüpheye düşüyor.
Acaba biz 90’larda mağarada mı yaşıyorduk?

Bu ülke 70’lerde demir-çelik üretiyordu.
80’lerde beyaz eşya ihraç ediyordu.
90’larda otomotiv fabrikaları çalışıyordu.

Eksik var mıydı? Vardı.
Sorun var mıydı? Vardı.
Ama “yoktu”, başka bir iddia.

“Yoktu” demek, bu ülkenin önceki kuşaklarına hakarettir.

Sonra sağlık başlığı açılıyor:
“Bizden önce hastane yoktu, ambulans yoktu, MR yoktu…”

Şehir hastaneleri yapıldı mı? Yapıldı.
Devasa kompleksler.
Gösterişli binalar.

Peki şehir içindeki devlet hastaneleri kapatıldı mı?
Bazıları evet.

O araziler ne oldu?
Kaç yıllık kira taahhüdü var?
Toplam maliyet nedir?

Bunlar slogana sığmaz.
Çünkü slogan basittir. Gerçek karmaşık.

Bir de şu var:
“Kadına seçme ve seçilme hakkını biz verdik.”
Tarihine açıp bakıldığında 1934 yazıyor.
Ve bu ülkede bir kadın başbakanlık yaptı:
Tansu Çiller.
25 Haziran 1993 – 6 Mart 1996 arasında 50., 51. ve 52. hükümetleri kurdu.

Seversiniz, sevmezsiniz.
Ama yok diyemezsiniz.

“Bizden önce yol yoktu” deniyor.

Peki bugün köprüler neden devrediliyor?
Otoyollar neden uzun vadeli işletme sözleşmeleriyle yönetiliyor?
Varlık Fonu neden var?

Olmayan bir şeyi devredebilir misiniz?

Demek ki bu ülkede her dönem bir şeyler yapılmış.
Kimisi az, kimisi çok.
Ama hiçbir dönem sıfır değil.

Asıl mesele şu:

Madem ekonomik fedakârlık istiyorsunuz,
Madem tasarruf diyorsunuz,
O zaman örnek yukarıdan başlasın.

Köprü mü satacağız,
Yoksa lüks makam araçlarını mı azaltacağız?

Vergi mi artıracağız,
Yoksa yüzlerce danışmanı mı sorgulayacağız?

Devletin itibarı uçak sayısıyla mı ölçülür?
Yoksa adalet ve şeffaflıkla mı?

Tasarruf hep vatandaştan başlıyorsa, bu bir tercih meselesidir.

Dinimizde israf haram denir.
Ama israf tanımı yalnızca dar gelirliye mi uygulanır?

Siyaset elbette anlatır.
Abartır da.
Kendi dönemini parlatır.

Ama geçmişi tamamen silerek büyüklük inşa edemezsiniz.

Çünkü hafızası olan toplumlar sadece alkışlamaz.
Sorar.

Ve soru sormak muhalefet değildir.
Sorumluluktur.


YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER