Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yıllar öncesine dayanan iddialar gerekçe gösterilerek bir şafak operasyonuyla gözaltına alınması ve ardından tutuklanması, Türkiye’nin yerel yönetimler tarihindeki tartışmalı sayfalara bir yenisini ekledi. Bu süreç sadece hukuki bir prosedür değil, aynı zamanda milli iradenin tecellisi olan sandık sonuçlarının sorgulanması anlamına gelmiyor mu?
Tutuksuz yargılama neden uygulanmıyor?
Hukuk sistemimizin temel ilkelerinden biri olan “tutuksuz yargılanma”, ne yazık ki söz konusu kişiler Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları olduğunda istisnai bir uygulama haline gelmiş durumda. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki davalarla ivme kazanan bu süreçte, tutuklu CHP’li belediye başkanlarının sayısı 20’ye yaklaştı. Kaçma şüphesi bulunmayan, makamı ve ikametgahı belli seçilmiş isimlerin şafak operasyonlarıyla gözaltına alınması, toplum vicdanında derin yaralar açıyor.
CHP oylarıyla başkan seçilip AK Parti’ye geçen belediye başkanları hakkındaki iddiaların yargının gündemine bile girmemesi ise maalesef acı bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Nitekim CHP Genel Başkanı Özgür Özel de Bursa’daki konuşmasında, aylardır Mustafa Bozbey hakkında AK Parti’ye geçecek dedikoduları yayıldığını ama bunun gerçekleşmediğini hatırlatarak, “Şimdi bu yalana teslim olmayan, bu baskıya teslim olmayan, bu darbecilerin oyunlarına gelmeyen, onlara boynunu teslim etmeyen Mustafa Bozbey’in sonuna kadar arkasındayız, sonuna kadar arkasındayız!” dedi.
Bursa halkının iradesi ne olacak?
Şimdi asıl soru şudur: Bursa halkının 31 Mart’ta sandığa yansıyan iradesi nasıl korunacak? Eğer sosyal medya trollerinin sabah akşam yazdığı gibi, İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden geçici olarak uzaklaştırılan Başkan Mustafa Bozbey’in yerine belediye meclisindeki AK Parti çoğunluğuna dayanılarak bir “AK Partili belediye başkanı (vekili) seçilirse, Bursa seçmeninin tercihi yok sayılmış olmayacak mı? Seçilmiş bir başkanın yerine meclis aritmetiğiyle başka bir ismin ikame edilmesi, Bursa halkının iradesinin yürürlükte olmadığının açıkça ilanı anlamına gelmeyecek mi?
Çifte standart ve demokrasi sınavı
Kaldı ki, çok sayıda AK Partili belediye başkanı için soruşturma izni verildiği bizzat İçişleri Bakanı tarafından açıklandı. Ancak orada uygulanan yöntem çok farklı. Şafak operasyonuyla gözaltına alınan, emniyette uykusuz sorgulanan ve ardından cezaevine gönderilen bir AK Partili belediye başkanı haberi henüz kamuoyuna yansımış değil. Elbette gerekiyorsa CHP’li başkanlar da yargılanmalı; buna kimsenin itirazı yok. Ancak AK Partili başkanlara gösterilen hukuki özen, CHP’li başkanlardan neden esirgeniyor?
Unutmayalım, bu gelişmeler kamuoyunda “CHP’yi düşmanlaştırma ve önümüzdeki seçimlere yargı yoluyla zayıflatılmış ya da bölünmüş bir rakiple gitme stratejisi” olarak algılanıyor, eleştirilere hedef oluyor. Adalet duygusu zayıflıyor çünkü yaşananlar demokratik bir yaklaşım olarak kabul görmüyor.
Sonuç itibarıyla, toplumun bir kesimi trollerin acımasız dezenformasyonuyla meşgul edilirken, asıl kaybeden demokrasi ve adalet duygusu oluyor.
