Son dönemde ekonomi bozuksa “CHP yüzünden”, eğitim çökmüşse “CHP’den”, dış politikada yalnız kaldıysak yine “CHP suçlu.”
Neymiş efendim, bu ülkeyi hep “vesayetçi zihniyet” yönetmiş. “Bunlar zaten yıllarca devleti ele geçirmiş, halkın iradesine rağmen iktidar olmuş.”
E hadi o zaman bir hafıza tazeleyelim.
1950’den itibaren başlayalım saymaya:
- 1950–1960: Adnan Menderes – 10 yıl.
- 1965–1993 arasında farklı aralıklarla: Süleyman Demirel – toplam 15 yıl.
- 1983–1993: Turgut Özal – yaklaşık 10 yıl.
- 1990’ların kayıp yılları: Çiller ve Yılmaz dönüşümlü – toplamda yaklaşık 10 yıl.
- 2002’den beri: Erdoğan.
Peki ya CHP?
12 Eylül’le kapatıldı. 1990’lara kadar ortalıkta yok. Sonrasında birkaç koalisyon ortaklığı, o kadar. Ecevit’in de başbakanlığı toplamda 6 yıl bile etmiyor. O da CHP çatısı altında değil zaten, DSP ile.
Şimdi tekrar soralım: Bu ülkeyi kim yönetmiş?
Neredeyse 70 yıl boyunca sağ partiler iktidarda. Ama işler sarpa sardığında, fatura hep CHP’ye kesiliyor. İnanılmaz bir siyasi sihirbazlık bu!
Ekonomi çöker, “CHP zihniyeti yüzünden”.
Eğitim sistemi delik deşik olur, “tek parti dönemi etkisi”.
Dış politikada herkesle kavga edilir, “Atatürkçü diplomasi yüzünden”.
Sanki son 20 yılı Marslılar yönetiyor da CHP dışardan taş koyuyor.
Böyle bir mantıkla ne hesap sorulur ne de çözüm bulunur. Çünkü sorumluluk yanlış kişilere yıkılınca, asıl sorumlular hiç hesap vermez.
İşin komiği şu: CHP bu kadar etkiliyse, bir zahmet iktidar da olsun artık. Madem her şeye gücü yetiyor, ülkeyi fiilen yönetiyor, o zaman sandıkta da kazanabilmeli, değil mi?
Ama yok. Hem hiçbir seçimi kazandırmıyorsun, hem de her fatura senin önüne geliyor. İktidar olmasan da “günah keçisi” kontenjanın baki.
Gerçek şu: Türkiye’nin sorunları, onu yönetenler tarafından yaratıldı. Yani kim iktidardaysa, sorunlar onun eseridir.
Korkmayalım artık, aynaya bakmanın zamanı geldi de geçiyor.