Nilüfer Belediyesi’nin akademik birikimi kültürel etkinliklerle harmanladığı Pancar Deposu, bu ay sinemanın büyüleyici dünyasına ev sahipliği yaptı. Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın hazırlayıp sunduğu buluşmaların beşincisinde, Prof. Dr. İlkay Kanık konuk olarak yer aldı. Sinema kültürünün simgeleri olan Uludağ Gazozu ve patlamış mısır ikramıyla başlayan programda, lezzet ve yedinci sanat arasındaki derin bağlar konuşuldu.
Bursa’nın sinema tarihindeki ilkler
Programın açılışında konuşan Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, Bursa’nın Türk sineması için taşıdığı kritik öneme değindi. 1923 yılında Türk kadınlarının ilk kez beyaz perdede boy gösterdiği “Ateşten Gömlek” filminin Bursa’da izleyiciyle buluştuğunu hatırlatan Varlı, Muhsin Ertuğrul imzalı ilk sesli Türk filmi “İstanbul Sokakları”nın da yine Bursa’da çekildiğini vurguladı.
Atatürk’ün sinema vizyonu ve Yeşilçam mutfağı
Prof. Dr. İlkay Kanık ise konuşmasında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sinemayı bir milletin çağdaşlaşma aracı olarak gördüğünü ve bizzat sinema senaryosu yazdığını belirtti. Yeşilçam’ın temellerinin bu vizyonla atıldığını ifade eden Kanık, “1897’den bugüne Türk sineması sofralarla, yerel lezzetlerle ve pazarlarla toplumsal dönüşümü en canlı haliyle yansıtmıştır” dedi.
Ses ve lezzet eşleştirmesi
Etkinliğin en dikkat çekici bölümünde ise duyusal bir deneyim yaşandı. Ratatuy, Neşeli Günler, Tosun Paşa, Muhsin Bey ve Chocolat gibi unutulmaz filmlerden kesitler izlenirken; sahnelerde görülen çiğ köfte, kuru fasulye, boza ve çikolata gibi lezzetler katılımcılara ikram edildi. İzleyiciler, dinledikleri müzikler ile tattıkları lezzetler arasındaki bağı keşfetmek için hazırlanan anketleri doldurarak deneyimlerini paylaştı.
Eski Bursa’nın canlı kültürünün; gölge oyunları, semai kahvehaneleri ve bozahaneler eşliğinde ele alındığı “Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar”, önümüzdeki aylarda farklı temalarla Nilüfer’de devam edecek.


