Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi (KHM), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle “Bizim örgütlülüğümüz, sizin kutsadığınız o eşitsiz düzeninizden daha büyüktür” mesajı verdi.
Bursa Barosu başkanlık makamındaki basın açıklaması öncesi Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, KHM tarafından hazırlanan ve “Bursa Barosu’nun insan haklarına dayalı, eşitlikçi ve yapısal ayrımcılıkla mücadeleyi esas alan hukuk anlayışının kamuoyuna açık ve bağlayıcı taahhüdü” olan politika belgesini imzaladı.
KHM Başkanı Av. Ceren İlgen Altıntaş “Bugün burada, haklılığını kuşanmış binlerce kadının ayak sesini, asırlık bir direnişin mirasını ve 8 Mart’ın o dinmeyen devrimci coşkusunu kalbimizde taşıyarak toplandık” diyerek başladığı açıklamada şunları söyledi:
8 MART SADECE TAKVİM YAPRAĞI DEĞİL
“Bizler; fabrikalardan kampüslere, adliye koridorlarından mutfaklara kadar hayatın her alanında emeği olanlar, tarihin akışını mücadelesi ile değiştirenleriz. 8 Mart, bizim için sadece bir takvim yaprağı değil; kadının eşitlik, özgürlük ve onur mücadelesinin yeryüzündeki en gür sesidir. 1857’de o dokuma tezgahlarının başında tutuşan isyan ateşi, bugün bizim gözlerimizde parlamaya devam ediyor. Bizler; o günün cesaretiyle kazandık, o günün inancıyla yasalara adımızı yazdırdık ve o günün ruhuyla dünyayı yerinden oynatacak güce sahip olduğumuzu biliyoruz. Yaşasın kadınların örgütlü mücadelesi, yaşasın 8 Mart!
SORUMLULARA SESLENİYORUZ!
Ancak bu coşkunun orta yerinde, hukukun ve vicdanın sesini yükseltmek, bakışlarımızı en keskin haliyle sorumlulara çevirmek zorundayız. Çünkü 2026 Türkiye’sinde, kazandığımız her hakkın üzerinde karanlık bir gölge dolaşıyor. sorumlulara sesleniyoruz: 2025 yılı boyunca bu topraklarda yüzlerce kadın katledilirken, her gün yeni bir “şüpheli ölüm” haberiyle sarsılırken, siz hangi “aile değerlerinden” bahsediyorsunuz? Sadece son 15 günde, biz bu metni hazırlarken bile aramızdan koparılan kız kardeşlerimizin isimleri, sizin etkin işletmediğiniz koruma sisteminin en ağır faturasıdır. Şiddet bir kader değil, bir yönetim tercihidir! 6284 sayılı Kanun’u tartışmaya açanlar, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme iradesi gösterenler, faillere ideolojik bir konfor alanı sunanlar ve yargı paketlerinde kadın haklarını pazarlık konusu yapanlar; bu yıkımda payınız olduğunu biliyoruz. Kadınlar en güvenli olması gereken yerlerde öldürülürken sizin sessizliğiniz, en gürültülü suç ortaklığınızdır!
ÖRGÜRLÜLÜĞÜMÜZ EŞİT DÜZENİNİZDEN DAHA BÜYÜK
Artık sabrımız da, vaktimiz de tükendi. Biz hukukçular, bir kadının daha isminin siyah bir şeritle anılmadığı bir ülke kurana dek durmayacağız. Bu mücadele; ne bir lütuf beklentisidir ne de bir geri çekilmedir. Bu mücadele; Narin’in yarım kalan oyununun, İkbal’in elinden alınan geleceğinin, öğrencilerinin kalbinde yaşayan Fatma Nur Çelik öğretmenin ve henüz hayatın başında annesiyle birlikte hayattan koparılan Fatmanur Çelik ile kızı Hifa İkra’nın ve ismini sayamadığımız binlerce kadının vasiyetidir. Failleri cezasızlıkla ödüllendiren, yargılama süreçlerini mağdur aleyhine uzatan zihniyete karşı; her adliye koridorunda, her duruşma salonunda birer set gibi duracağız.
Bizim hukuk mücadelemiz, sizin barikatlarınızdan daha güçlü; bizim örgütlülüğümüz, sizin kutsadığınız o eşitsiz düzeninizden daha büyüktür.
ASLA VAZGEÇMİYORUZ!
Biz kadınlar, birbirimizin yurduyuz. Yan yana durduğumuzda yıkılmayacak hiçbir duvar, aydınlatamayacağımız hiçbir karanlık yok. Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak bir kez daha haykırıyoruz: Haklarımızdan da, hayatlarımızdan da, birbirimizden de asla vazgeçmiyoruz! Eşit ve özgür bir dünya kurulana kadar bu isyan, bu coşku ve bu direniş bitmeyecek.
Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz! Yaşasın– Kadın Dayanışması!”
