Bir zamanlar gazeteler vardı.
Tiraj için savaşılırdı.
İyi yazar, doğru haber, sağlam manşet…
Hepsi bir araya gelirse gazete satardı.
Okur da cebinden para verip o gazeteyi alırdı.
Gazeteler birbirleriyle yarışırdı ama ortada bir “okur saygısı” vardı.
Yani kimse bir başkasının zekâsıyla dalga geçmezdi.
Haberin değeriyle satılırdı gazete.
Sonra işler değişti.
Kimi ansiklopedi dağıttı, kimi tabak, kimi bardak…
Bir dönem araba bile verdiler.
Gazetecilik mi?
O biraz vitrinin arkasında kaldı.
Bugün o dönemlerin toplam tirajı, bir zamanların tek bir gazetesine bile denk değil.
Okur azaldı, sabır azaldı, merak azaldı.
Sonra Televizyon Çıktı
Renkli ekranlar, stüdyolar, sunucular, reyting tabloları…
Yeni hedef “tiraj” değil, “reyting” oldu.
A Grubunda birinciyiz.
AB Grubunda fark attık.
Total’de zirvedeyiz.
Herkes birinciydi, kimse sonuncu olmayı kabul etmiyordu.
Ama fark etmeden bir şey daha oldu:
Artık izleyici, düşünmeyi bıraktı.
Ekranda kim bağırıyorsa, en çok o dinlenir hale geldi.
Ve Sonra Sosyal Medya Geldi
Bir sabah uyandık, herkes “yayıncı” olmuş.
Bir telefon, bir mikrofon, bir kanal…
Eskiden gazeteciler haber yapardı, şimdi herkes kendi haberinin kahramanı.
Bir YouTube kanalı, bütün televizyonlardan daha çok izlenebiliyor.
Bir tweet, ana haber bülteninden daha çok etkili olabiliyor.
Bir video, gazetenin manşetinden daha çok konuşulabiliyor.
Ama burada bir fark var:
Sosyal medya, sadece izleyici değil, katılımcı istiyor.
Artık sadece izlemek yetmiyor.
Abone olacaksın, beğeneceksin, yorum yapacaksın.
Bedava ama zahmetli.
Para istemiyorlar ama bir “beğen” tuşuna basmak, bir cümle yorum yazmak sanki ağır işçilik gibi geliyor.
Kendi kanalımda görüyorum; izleyenlerin %70’i abone değil.
Videoyu sonuna kadar izliyor ama bir beğeni bırakmıyor.
Paylaşmak mı? O zaten neredeyse mucize.
Peki neden?
Beğendiğin bir şeyi paylaşmak, seni küçültmez.
Tam tersine, büyütür.
Ama biz hâlâ paylaşmaktan çekiniyoruz.
Sanki birini beğenince ondan bir puan eksilecek.
Cesaretin Bedeli
Oysa bu ülkede cesur olmak hâlâ pahalı.
Bir cümle kurduğu için aylarca Silivri’de kalan gazeteciler var.
Bir soruyu sorduğu için sabah evinden alınan insanlar var.
Yani birileri hâlâ konuşmanın bedelini ödüyor.
Ve çoğu zaman bizim adımıza.
Onlar risk alıyor, biz sadece izliyoruz.
Ama unutmayın, seyirci olmak da bir tercihtir.
Ve bu çağda susmak, sessiz bir onay gibidir.
Sıra Sizde
O yüzden diyorum ki:
Abone olun.
Beğenin.
Yorum yapın.
Paylaşın.
Çünkü güzellikler paylaştıkça çoğalır.
Cesaret, destek gördükçe büyür.
Söz, dinlenildikçe güçlenir.
Bir dönem tiraj gazeteleri ayakta tutuyordu.
Şimdi algoritma aynı işi yapıyor.
Ama şunu unutmayın:
Ne tiraj ne algoritma, hiçbiri tek başına yeterli değil.
Gerçek güç, hâlâ sizde.
