Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Orkan AKYÜREK
Orkan AKYÜREK

Yapılandırma şart mı?

Bu soruya net bir “Evet” cevabını vererek başlamak istiyorum. Çünkü hem yaşanan ekonomik süreç hem de sahada gördüğüm tablo bu sonucun kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.

Vergi ve bazı kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması, yıllardır hem devletin tahsilatını kolaylaştıran hem de esnafa nefes aldıran bir yöntem olarak karşımıza çıktı. 2018’den 2023’e kadar dört ayrı yapılandırma yapıldı; matrah artırımı, varlık barışı, kasa ve stok affı gibi ek imkânlarla özellikle KOBİ’lerin üzerindeki yük biraz olsun hafifledi.

Kısacası, yapılandırma bir tarafta devlet için tahsilat yöntemi, diğer tarafta iş dünyası için bir çıkış kapısıydı.

Bugün vergi dairelerinde dile getirilen “Zor durumdaysanız yardımcı olurlar.” yaklaşımı ise aslında 6183 sayılı kanunun 48. maddesi kapsamında yapılan klasik taksitlendirme. Faiz silinmiyor, sadece vade belirleniyor ve üzerine yasal faiz ekleniyor. Bu nedenle, e-haciz gibi bir yaptırım yoksa çoğu borçlunun tercih ettiği bir yöntem olmaktan uzak.

Peki neden yine “Evet”?

Aslında cevabı basit: Enflasyon, faiz ve algı…

Üçü de birbirini besleyen, ticaret hayatını daraltan bir kısır döngü yarattı.

İlk olarak enflasyon…

Eskiden tacir faturasını keser, bir sonraki ay vergisini öder, vadeli satışını ve nakit akışını buna göre planlardı. Bugün ise vadeli satış yapan bir işletme, tahsilatını aldığında sattığı ürünü yerine koyamıyor. Özellikle uzun vadeli çalışan tekstil sektöründe bu durum çok net görülüyor. Çözüm üretmesi gereken politikalar ise ne yazık ki yetersiz kalıyor.

İkinci olarak faizler…

Enflasyon artınca faizler de hem bankalarda hem kamu alacaklarında öngörülemez seviyelere yükseldi. Esnafın ve KOBİ’lerin ilk refleksi borçlanmak oldu; borç arttıkça faiz yükü ağırlaştı ve işin içinden çıkılamaz bir hâl aldı.

Üçüncü ve en kritik neden ise alışkanlık…

2018–2023 arasında dört kez yapılandırma yapılınca, piyasada “Nasıl olsa yine çıkar.” beklentisi kökleşti. Bu beklentiyi oluşturan da yine hükümet politikalarındaki dengesizlik oldu. Hatta kamu kurumlarında bile bu düşünce hâkim hale geldi. Sonuç olarak borcun vadesinde ödenmesi neredeyse “mantıksız” bir davranış gibi algılanmaya başladı.

Sonuç…

Enflasyon, faiz ve borç yükü ticaret hayatını öyle bir noktaya getirdi ki; artık sürdürülebilir değil. Faiz beklentilerinden çok, piyasayı rahatlatacak, borçluya ve alacaklıya daha fazla zarar vermeden süreci toparlayacak bir yapılandırma gerekiyor.

Bu nedenle, yeni bir yapılandırma bana göre köprüden önceki son çıkış niteliğinde.

Hem ekonomik gerçeklere hem de piyasanın psikolojisine baktığımızda başka bir çözüm görünmüyor.


YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER