Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Pınar Ersoy KORKMAZ
Pınar Ersoy KORKMAZ

Yeni Afon Mağarasının Kalbindeki Sır

Abhazya’nın dağları yüzyıllardır bir sır saklar içinde. O sır, kayaların kalbine işlenmiş; suyun sabrı, zamanın kudretiyle biçimlenmiş: Yeni Afon Mağarası. Dışarıdan bakıldığında yalnızca karanlığa açılan bir kapı gibi görünür. Ama içeri girdiğinizde, taşların sessizliğinde yankılanan bir hafıza karşılar sizi. Binlerce yılın sabrı mağaranın serin nefesinde dile gelir.

Her damla su tavanlardan düşerken bir dua gibi süzülür. Her kıvrım, her katman, ataların gölgesini taşır. Abhazya’da gelenekler hep doğayla iç içe yaşar: Bir ağaca el sürerken bile saygıyla yaklaşılır, bir dereye eğilerek selam verilir. Çünkü inanılır ki doğa, ataların ruhunu saklar. Yeni Afon Mağarası da işte bu inancın görkemli bir yansımasıdır. Sanki taşların ardında sadece jeolojik bir sır değil, geçmişten bugüne uzanan ruhani bir köprü vardır.

Mağaraya adım atan insan önce sessizliği duyar. Sonra o sessizlikte kendi kalbinin ritmini… Ve anlar ki bu mağara yalnızca doğanın değil, halkın da aynasıdır. Abhazlar, mağaranın kudretine saygıyla eğilmiş, onun derinliğini bir sır gibi kuşaktan kuşağa aktarmışlardır. Her yolculuk, biraz da içsel bir arayıştır; ataların izini sürmek, kendine yaklaşmaktır.

Ruhunu tanımak, Ançua’yı da tanımak, Ançua’yı da anlamak demektir.

İçsel yolculuğa çıkmak tüm evreni anlamak ve evrendeki tüm yaratılana saygı göstermek yaratılanları yaratandan ötürü kalple görmek, anlamak ve saygı göstermek anlamına da gelir. Tüm bunlardan dolayı Abhazlar ince ruhlu insanlardır. Belki de bu nedenle hayır diyemez hâlâ çoğu. Abhaz insanı Saygısızlık etmek istemez kimseye. Kendisi kırılsa da başkasına kıyamaz. Bir çocuk bile içeri girse saygısından ötürü ayağa kalkar. Doğanın tamamına saygı gösterir. Hatasından utanır; kendisine yapılan ayıpları görmezden gelir.

Hoş görülüdür bu anlamda. Afon Mağarası’ndan çıktığınızda, dağların yeşili, denizin tuzu ve gökyüzünün mavisi yeniden sarar sizi. Ama bilirsiniz ki derinlerde hâlâ başka bir dünya nefes alır; sabrı, direnci ve sessizliğiyle ataların öğüdünü saklayan bir dünya. Belki de bu yüzden, Abhazya’nın taşına toprağına dokunan her insan, yalnızca bir yolculuk yapmaz; aynı zamanda bir hatırlayışa, bir içsel çağrının yankısına tanıklık eder.

Cümlelerimi bir Abhaz atasözüyle tamamlamak istiyorum: “Taş konuşmaz ama taşın içinden su damlarsa, orada atanın sesi vardır.”

Atalarımızın seslerinin daima yankılanması dileğiyle…




YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER