Bahçecilikte bilinir: Aşılı ağaca yeniden aşı yapılır. Çünkü bazen ilk aşı tutar ama meyvesi tatsız çıkar, bazen de verim düşer. O zaman ustalar doğru zamanda, doğru yöntemle yeni bir aşı yapar.
Cumhuriyet ağacımızın gövdesi sağlam. Kökleri derin, toprağa bağlı. Ama siyaset dediğimiz yaprakları çoktan sararmış, kimi çürümüş, kimi dökülmüş. Ve işin acısı, vatandaş dediğimiz meyveler artık küçücük, tatsız ve sofraya yetmiyor.
Sorun gövdede değil; sorun siyasette. Cumhuriyet dimdik ayakta ama onun üzerine tutturulan aşılar—yani siyasal kadrolar—millete beklenen meyveyi vermiyor. On yıllardır deniyoruz; aynı yöntem, aynı kişiler, aynı zihniyetle ağacı sömürüyoruz. Sonuç? Aç bir mutfak, boşalan bir cüzdan, tükenen umut.
Hâlâ çıkıp “bu ağaç meyve veriyor” diye milleti kandırmaya çalışanlar var. Oysa ortada gerçek ortada: Meyve yok! Olan da çürük. Vatandaş pazarda filesini dolduramıyor, sofrada tabağını büyütemiyor.
Bahçıvanın yapacağı bellidir: Yeni bir aşı. Doğru zamanda, doğru ellerle, doğru çeşitle. Çünkü aynı hatalı aşılardan mucize beklemek ağacı da tüketir, meyveyi de.
Cumhuriyet’in gövdesi güçlü, kökleri sağlam. Ama siyaset dediğimiz yaprakların ömrü bitti. Bu milletin yeniden bereketli meyveye kavuşması için yeni bir aşıya ihtiyacı var. Hem de vakit kaybetmeden.
Soru açık: Yeni aşı zamanı geldi mi?
Cevap, mutfaktaki boş tencerede, pazardaki yarım filede, vatandaşın cebinde zaten yazıyor: Çoktan geldi!
