Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Halil FERAH
Halil FERAH

Dayatma Anayasa, Kriz Anayasasıdır

TBMM’nin açılışındaki fotoğrafları hatırlayın. Tam da bu fotoğrafın üstüne “yeni anayasa” çıkışı ortada duruyor. Ama nasıl? Halka sormadan, toplumsal mutabakat aramadan, “biz yazarız, siz kabul edersiniz” mantığıyla. İşte sorun burada başlıyor.

Meşruiyet Yoksunluğu

Halkın onayı olmayan bir anayasa, daha ilk günden sakattır. Meşruiyeti olmaz. Dayatmayla hazırlanmış bir metin, iktidarın ömrüyle sınırlı kalır. İlk fırsatta tartışmaya açılır, değiştirilmek istenir.

Ayrışmayı Derinleştirmek

Zaten kutuplaşmış bir toplumu daha da böler. Ortak payda olması gereken anayasa, ayrışmanın sembolü haline gelir. Toplumun yarısını yok sayarak kalan yarısını da yönetemezsiniz.

Dünya Ne Görür?

Dışarıdan bakıldığında tablo çok nettir: “Türkiye, demokratik standartlardan uzaklaşıyor.” Sonuç: Uluslararası itibarda kayıp, ekonomide belirsizlik, yatırımcı için artan risk.

Hukuk Güvenliğini Bitirmek

Katılımcılıktan uzak bir anayasa, hukuku da istikrarsız hale getirir. Mahkemeler sürekli tartışmaların gölgesinde kalır, vatandaşın devlete güveni zedelenir.

Sonuç: Kriz Belgesi

Toplumun yarısını dışlayarak yazılan bir anayasa, kriz belgesinden başka bir şey olamaz. Kalıcı olmaz, barış getirmez, istikrar sağlamaz. Her iktidar değişiminde yeniden yazılmak istenir.

Oysa çözüm çok basit: Bu ülkenin yeni bir anayasadan önce ihtiyacı olan şey, ortak akıl ve toplumsal mutabakattır. Halka sorulmadan yapılacak her anayasa girişimi günü kurtarır, ama yarını batırır.

Çünkü halkın onayı olmayan hiçbir anayasa yaşamaz.


YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER