Ekonomide sihirli formül bulundu: Bütçe açık verirse, çözüm basit — emekliye yüklen, işçiye aban!
Yıllardır değişmeyen reçete bu.
Ancak artık bir sorun var: O cepler boş. Hatta delik. Elini sokan sadece havayı tutabiliyor.
BES: Vatandaşın “Gönüllü Zorunluluğu”
Bir zamanlar “BES” diye bir şey çıkmıştı hatırlarsınız. Bireysel Emeklilik Sistemi.
Ne kadar da güzel bir isim, değil mi? “Bireysel” denince insanın aklına özgürlük, tercih, irade gelir. Ama bizimki öyle değildi tabii.
Katılım “zorunlu”, çıkış “üç ayda bir serbest.”
Üç ay geçince ne mi oldu? Millet üç ayı sayarak bekledi ve sistemden jet hızıyla çıktı.
Demek ki vatandaş, geleceğini devlete değil, cüzdanına emanet etmeyi tercih etti.
TES: Tamamlayıcı mı, Tamamıyla Kesmeli mi?
Şimdi yeni icadımız “TES”. Açılımı: Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi.
Ne güzel, “tamamlayıcı” diyorsun ama bir bakıyorsun tamamladığı şey, işçinin yükü olmuş.
Adına bakınca insan sanıyor ki, emekliliği eksikmiş de onu tamamlayacaklar.
Ama işin gerçeği şu: Çalışan maaşından biraz daha kesilecek, o paralar bir fonda “değerlendirilecek.”
Kim değerlendirecek, nasıl değerlenecek, kim kâr edecek? Henüz muamma.
Ama geçmiş deneyimler gösteriyor ki, vatandaşın kazancı “tamamlayıcı” değil, tamamlayıcı kayıp oluyor.
PES: Parasız Emeklilik Sistemi mi?
Bu gidişle sırada “PES” var gibi.
Ben açılımını şimdiden buldum: Parasız Emeklilik Sistemi.
Yani “emekli ol ama para isteme.”
Nasıl olsa çalıştığın yıllar boyunca yeterince vergi verdin, prim ödedin, yetmezmiş gibi tasarruf fonlarına da katkıda bulundun. Şimdi sıra teşekkür almada!
Zaten bugünkü emekli maaşlarıyla yaşamak, başlı başına bir dayanıklılık testi.
Market raflarının önünde fiyat hesaplayan, kasada ter döken milyonlar var.
“Emekli maaşına zam geldi” haberleri artık “enflasyon ateşi biraz daha harlandı” manşetinin alt başlığı gibi okunuyor.
Bir Sistem Değil, Bir Yöntem
Aslında mesele sistem değil.
BES, TES, PES… adlar değişiyor ama amaç aynı: Cebinden biraz daha almanın yeni yolu.
Ekonomide reform yapmanın en kolay şekli bu ülkede çoktan bulunmuş durumda: “Vatandaşa reform.”
Sorun şu ki, vatandaş artık reform değil, nefes istiyor.
Ama iktidarın çözümü her zamanki gibi: “Sistemi tamamlayalım.”
Evet, tamamlayın… ama önce şu halkın sabrını, umudunu ve cebini biraz rahatlatın.
Yoksa bu gidişle “tamamlayıcı” değil, “tamamıyla bitirici” bir emeklilik sistemiyle karşı karşıya kalacağız.
Ve o zaman herkes PES edecek.
