AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin diyor ki:
“Şartlar müsait olunca emekli maaşları gözden geçirilecek.”
Bir de ekliyor:
“Gariban halk bizim seçmenimiz.”
Şimdi duralım.
Bir nefes alalım.
Ve şu “şartlar” meselesine bakalım.
Şartlar 273 bin lira milletvekili maaşı vermeye müsait.
Şartlar 178 bin lira vekil emekli maaşı ödemeye müsait.
Şartlar 3-4 yerden maaş alan binlerce bürokrata uygun.
Şartlar huzur hakkı adı altında toplantıya uğramadan para alanlara gayet müsait.
Ama…
Aynı şartlar 14-15 bin lirayla hayatta kalmaya çalışan emekliye gelince birden bozuluyor.
Ekonomi nazlanıyor.
Bütçe daralıyor.
Devletin kasası hassaslaşıyor.
Ne tuhaf bir tesadüf.
“Gariban halk bizim seçmenimiz” diyorsunuz.
Doğru.
Zaten sorun da burada başlıyor.
Gariban olduğu için mi bekliyor bu insanlar?
Gariban olduğu için mi sabretmesi gerekiyor?
Gariban olduğu için mi “şartlar oluşsun” diye ömrünün kalanını geçirmesi bekleniyor?
Bakın, mesele para yok meselesi değil.
Mesele paranın kime var, kime yok meselesi.
Bir ülkede bütçe;
– Vekile cömert,
– Vekil emeklisine şefkatli,
– Bürokrata bonkör,
– Huzur hakkına sonsuz,
ama
– İşçiye sabırlı ol,
– Emekliye şartlar uygun değil diyorsa…
Orada sorun ekonomide değil, vicdandadır.
Şartlar emekliye değilse ama vekile uygunsa,
o şartların adı ekonomik zorunluluk değil,
siyasi tercihtir.
Ve kusura bakmayın,
gariban halk artık “bizim seçmenimiz” cümlesini duymak istemiyor.
O cümleyi çok duydu.
Ama karşılığında hep aynı şeyi yaşadı:
Sabır. Bekleme. Şükür.
Şartlar bir gün gerçekten müsait olursa,
umarım ilk gözden geçirilen şey
emekli maaşı değil, bu adaletsizliğe alışmış dil olur.
Çünkü bu ülkede sorun,
şartların emekliye uygun olmaması değil;
şartların hep yukarıya uygun olmasıdır.
