Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yılmaz Akkılıç Belgesel ve Kitabı Şehrengiz’de

Gazeteci-Yazar Tayfun Çavuşoğlu’nun, Bursa basın tarihinin önemli isimlerinden Yılmaz Akkılıç’ın yaşamını, mücadelesini ve kente bıraktığı mirası tanıklıklarla ele aldığı “Susmak da Bir Eylemdir!” adlı kitabı yayımlandı. Aynı adı taşıyan belgeselin kadrajından kâğıda aktarılan eser, yalnızca Akkılıç’ın yaşam öyküsünü değil, Bursa’nın yakın tarihine ilişkin önemli tanıklıkları da gelecek kuşaklara taşıyor.

Gazeteci-Yazar Tayfun Çavuşoğlu’nun, Bursa basın tarihinin önemli isimlerinden Yılmaz Akkılıç’ın
  • Teoman Menevşe
  • Şehrengiz Dergisi Sayı:161 Ekim-Kasım 2026

Bursa’nın basın tarihine, yerel tarih araştırmalarına ve entelektüel birikimine ömrünü adayan Gazeteci-Yazar Yılmaz Akkılıç, vefatının 16. yılında Tayfun Çavuşoğlu’nun hazırladığı “Susmak da Bir Eylemdir!” adlı kitapla anılıyor. Çavuşoğlu, eseri “aynı adı taşıyan belgeselin kadrajından kâğıda dökülen bir sözlü tarih denemesi” olarak tanımlarken, kitabın ortaya çıkışının uzun soluklu bir vefa projesine dayandığını söyledi.

Projenin çıkış noktasında gazeteci Yüksel Baysal’ın Yılmaz Akkılıç’ı bir törenle anma önerisinin bulunduğunu belirten Çavuşoğlu, çalışma ilerledikçe anmayı kalıcı bir görsel hafızaya dönüştürme düşüncesinin ağırlık kazandığını anlattı. “Sonrasında Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi adına düşünülen etkinlik, Nilüfer Belediyesi ve Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin her yıl ortaklaşa düzenlediği ‘Yılmaz Akkılıç Araştırma Ödülleri’ töreniyle birleştirildi” diyen Çavuşoğlu, “Böylece ortaya çıkan ‘Yılmaz Akkılıç: Bir Şehrin Belgelenen Tarihi… Susmak da Bir Eylemdir!’ belgeselinin prömiyeri, 28 Nisan 2026 gecesi ödül töreniyle birlikte gerçekleştirildi” dedi.

BELGESEL VE KİTABA VERİLEN İSİM

Belgeselin ve ardından kitabın adına dönüşen ifade ise Yılmaz Akkılıç’ın yaşamındaki önemli bir döneme dayanıyor. Çavuşoğlu, Akkılıç’ın sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanmasına neden olan “Susmak da bir eylemdir!” sözünü özellikle tercih ettiğini belirterek, “Bugün bile adaletin ve onurlu duruşun simgesi sayılan o tarihi cümleyi toplumun hafızasına yeniden taşımak istedim” diye konuştu.

Akkılıç’ın hayatı boyunca aslında hiç susmadığına işaret eden Çavuşoğlu, “Yılmaz Akkılıç, hayatı boyunca susmayan, aksine kalemiyle, kütüphanesiyle ve kentine olan aşkıyla sürekli konuşan bir isimdi. Biz de bu belgeselle onun sesini, dijitalin ölümsüzlüğüne emanet ettik” ifadelerini kullandı.

Belgeselin görsel niteliğinin kendisi için özel önem taşıdığını vurgulayan Çavuşoğlu, çekimlerde Nilüfer Belediyesi’nin dijital stüdyosundan yararlandıklarını, böylece profesyonel ışık düzeni ve görsel bütünlük sağlandığını belirterek Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’e teşekkür etti.

Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Yapımın seslendirme ve müzik ayağında da önemli isimler yer aldı. Geçiş bölümlerini gazeteci Halil İrfan Ferah seslendirirken, belgeselin tema müziğini Servet Ertükel hazırladı. Mustafa Özgör ise görüntü yönetmenliği ve kurgu çalışmasıyla projeye katkı sundu.”

Video

70’LERİN KARANLIĞI VE GÖRAL SALDIRISI

Çalışmanın dikkat çekici bölümlerinden biri de Türkiye’nin 1970’li yıllardaki siyasal ve toplumsal ortamına ayrıldı. Çavuşoğlu, dönemin toplumsal hafızada “kör terör” ile yer ettiğini hatırlatarak, Bursa’nın da bu süreçte ağır acılar yaşadığını belirtti. Yılmaz Akkılıç’ın en yakın arkadaşlarından Av. Cengiz Göral’ın uğradığı silahlı saldırı, belgeselin en çarpıcı bölümlerinden birini oluşturdu. Saldırıya henüz 10 yaşındayken görgü tanığı olan gazeteci Mutlu Esendemir’in anlatımları da çalışmaya aktarıldı. Çavuşoğlu, Esendemir’in tanıklığının belgesele büyük bir derinlik ve hüzün kattığını belirterek, o dönemde ideolojisi ne olursa olsun hayatını kaybeden bütün insanların acısını yeniden hissettiklerini ifade etti.

Çalışmada Akkılıç’la ilgili anılarını paylaşan isimlerden biri de belgeselin yayınlandığı günlerde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunda oturan Mustafa Bozbey oldu. Bozbey de Nilüfer Belediye Başkanlığı’nın ilk yıllarını ve Yılmaz Akkılıç Kütüphanesi’nin kuruluş sürecini anlattı. Bozbey’in bir kütüphane kurmanın ve kentin belleğine sahip çıkmanın gururunu büyük bir heyecanla aktardığını belirten Çavuşoğlu, “Umarım Sayın Bozbey bir an önce özgürlüğüne kavuşur” dedi.

BURSA’NIN HAFIZASINA TANIKLIK ETTİLER

Bu arada, Yılmaz Akkılıç’ın yaşamına ve çalışmalarına yakından tanıklık eden çok sayıda isim de projeye katkı sundu. Av. Ertuğrul Yalçınbayır, Av. Yahya Şimşek, Av. Ali Arabacı ve Av. Asude Şenol, Akkılıç’la ilgili anılarını paylaşırken; Yılmaz Akkılıç’ın ilk köşe yazısını kaleme aldığı Gemlik Körfez Gazetesi’nin sahibi Kadri Güler de dönemin basın dünyasını anlattı. Yine Erhan Sevimli, Mithat Kırayoğlu ve Şahin Gencal’ın yanı sıra Mümin Ceyhan da özellikle “Bursa Defteri” ve Çağdaş Eğitim Kooperatifi sürecinde yaşanan dayanışmaya ilişkin tanıklıklarıyla çalışmaya katkıda bulundu. Gazeteciler Hacı Tonak, Yüksel Baysal, Mehmet Ali İnan, Necati Kartal ve Nuri Kolaylı da Akkılıç portresinin farklı yönlerini anlatırken, Teoman Alper özellikle çekimlerin ilk günlerindeki koordinasyonuyla projeye destek verdi.

“AKKILIÇ DEĞERLİ OLMAK İÇİN YAŞADI”

Belgeselin başlangıcı ve finali ise Yener Akkılıç’ın anlatımlarına ayrıldı. Çavuşoğlu, Yener Akkılıç’ın sözlerinin bütün çalışmayı özetlediğini belirterek şu ifadelerini aktardı:

“Bazı insanlar çok önemlidir, bazıları çok değerlidir. Önemli insanların önemi, görevleri bitince biter ama değerli insanlar hepimiz için değerli olmaya devam eder. Yılmaz Akkılıç değerli olmak için yaşadı!”

Belgesel, 2010 yılında yaşamını yitiren Yılmaz Akkılıç’ın mezar taşında da bulunan kendi dizeleriyle sona erdi:

“Ben, arka bahçemizde bülbüllerin şakıdığı, floryaların, sakaların karşılıklı notalar döktürdüğü, güvercinlerin, kumruların dem çektiği o geçmişten gelenlerdenim.”

Çavuşoğlu, proje kapsamında kaydedilen görüntülerin yalnızca ana belgeselle sınırlı tutulmadığını da belirtti. Belgeselde süre nedeniyle kullanılamayan tanıklıkların kaybolmasını istemeyen Çavuşoğlu, 20 ayrı konuşmacının anlatımlarını “Kamera Arkası” bölümleri halinde YouTube üzerinden yayımladı. Ana belgeselle birlikte toplam 21 video montajlanarak dijital bir Yılmaz Akkılıç arşivi oluşturuldu. Çavuşoğlu, bunun hem Akkılıç’a hem de onun yaşamına dokunan isimlere yönelik bir saygı duruşu olduğunu ifade etti.

KİTABA DÖNÜŞEN BELGESEL HAFIZASI

Belgeselin ardından çalışmanın kitaplaştırılması düşüncesinin arkadaşı Ekrem Hayri Peker’in ısrarlı önerisiyle şekillendiğini anlatan Çavuşoğlu, görsel arşivdeki tanıklıkları yazılı bir kaynağa dönüştürdü. Kitaba fotoğraflar da ekleyen Çavuşoğlu, böylelikle hem eserin daha kolay okunmasını hem de anlatılanlarla tarihsel olaylar arasında bağlantı kurulmasını amaçladığını söyledi.

“Söz uçar, yazı kalır” sözünü hatırlatan Çavuşoğlu, “Görsel arşive ilave olarak yazılı bir kaynak da ekleyerek ‘sözlü tarih’ alanında bir katkıyı daha sağlamış olabildiğimi umuyorum” dedi. Çavuşoğlu, belgeselin Uğur Mumcu Sahnesi’ndeki galasının ve YouTube’da yayımlanmasının ardından kendisine ulaşan bir mesajın projenin amacına ulaştığını gösterdiğini söyledi. Nilüfer Belediyesi Yılmaz Akkılıç Kütüphanesi Sorumlusu Nalan Karagöz aracılığıyla iletilen mesajda bir izleyici, Yılmaz Akkılıç Caddesi’nde yaşadığını ancak caddeye ve kütüphaneye adı verilen kişinin kim olduğunu daha önce bilmediğini belirterek, Akkılıç’ın nasıl bir insan olduğunu belgesel sayesinde öğrendiğini ifade etti. Çavuşoğlu, bu mesajdan büyük bir duygulanma yaşadığını belirterek, “Umarım Yılmaz Akkılıç’ı topluma anlatabilmeyi başarabilmişizdir” dedi.

BAŞTOPÇU’NUN YILLAR ÖNCE YAPTIĞI TESPİT

Kitabın “Son Söz Yerine” bölümünde ise Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa eski şube başkanlarından Adnan Baştopçu’nun, Akkılıç’ın ölümünün ertesi günü Olay gazetesinde kaleme aldığı yazıya dikkat çekiliyor. Baştopçu, Uğur Mumcu ve Yılmaz Akkılıç ile aynı otomobilde yaptığı bir yolculuğu anlattığı yazısında Niyazi Menteş, Feridun Evrenosoğlu ve Uğur Mumcu’nun artık hayatta olmadığını hatırlatmış, ardından Yılmaz Akkılıç’ın da aralarından ayrıldığını belirterek şu çarpıcı değerlendirmeyi yapmıştı:

“Bugün Bursa’da yayınlanan tüm gazetelerde, tüm köşelerde Yılmaz Amca’dan söz edildiğine eminim. Bundan sonra ölecek gazetecilerin arkasından yazı yazılacak mı, işte ondan pek emin değilim. Hem yazılacak adamlar azalıyor hem yazacak adamlar çünkü…”

Bu cümleleri, “Geleceği okumak diye buna denir” ifadeleriyle değerlendiren Çavuşoğlu, kitabın temel meselesinin yalnızca bir gazeteciyi anmak olmadığının altını çizdi. Kentlerin sadece insanların yaşadığı yerler olmadığını, insanlarla birlikte yaşayıp nefes aldığını, geliştiğini ya da çoraklaştığını vurgulayan Çavuşoğlu, Yılmaz Akkılıç üzerinden Bursa’nın kent belleğine sahip çıkılması gerektiğini ifade etti. Çavuşoğlu sözlerini şöyle tamamladı:

“Dolayısıyla mesele sadece Yılmaz Ağabeye değil, bu kente değer katmış bütün Yılmaz Akkılıçlara vefa borcumuz olduğunu unutmamaktır… Ne mutlu, topluma değer katanlara, ne mutlu, unutulmayanlara…”