Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Oylat’ta Doğayla Tarihin Buluştuğu Rota (Görüntülü)

“ÖL-YAT”adıyla düzenlenen doğa yürüyüşünde doğaseverler, milyonlarca yıllık Oylat Mağarası’ndan eşsiz Oylat Şelalesi’ne uzanan büyüleyici bir gün yaşadı.

“ÖL-YAT”adıyla düzenlenen doğa yürüyüşünde doğaseverler, milyonlarca yıllık Oylat Mağarası’ndan eşsiz
  • Köksal LADİK

Bursa’dan yola çıkan doğaseverler, 13 Eylül 2026 Pazar günü İnegöl’ün eşsiz doğal güzellikleri arasında yer alan Oylat’ta unutulmaz bir doğa yolculuğuna çıktı.Bir doğa yürüyüş kulübü tarafından düzenlenen ve “ÖL-YAT Oylat Şelalesi ve Oylat Mağarası Doğa Yürüyüşü” adıyla gerçekleştirilen etkinlikte katılımcılar; milyonlarca yıllık mağaranın gizeminden yemyeşil ormanlara, ahşap yürüyüş yollarından Oylat Şelalesi’nin huzur veren görüntüsüne kadar doğanın birbirinden güzel yüzleriyle buluştu.

Video

Sabah saat 09.00’da Bursa’dan hareket eden doğaseverler, İnegöl üzerinden Oylat’a ulaştı. Günün ilk durağı, bölgenin en önemli doğal değerlerinden biri olan Oylat Mağarası oldu.

MİLYONLARCA YILLIK SESSİZLİĞE YOLCULUK
Yaklaşık 3 milyon yıllık doğal oluşumlarıyla dikkat çeken Oylat Mağarası, grubun ilk keşif noktası oldu.Mağaranın içerisine giren doğaseverler, zamanın ve doğanın sabırla şekillendirdiği kaya oluşumlarını yakından görme fırsatı buldu. Yer altında milyonlarca yıldır devam eden doğal oluşumların meydana getirdiği etkileyici görüntüler, ziyaretçilere adeta başka bir dünyanın kapılarını araladı.
Mağaranın karanlık ve gizemli atmosferinde ilerleyen doğaseverler, gördükleri birbirinden güzel görüntüleri fotoğraf makineleri ve cep telefonlarıyla ölümsüzleştirdi.
Her fotoğraf karesi, milyonlarca yıllık doğal tarihten bugüne uzanan sessiz bir hikâyeyi taşıdı.

YEŞİLİN İÇİNDEN OYLAT ŞELALESİ’NE
Mağara gezisinin ardından doğaseverlerin rotası bu kez Oylat Şelalesi oldu.
Orman içerisindeki yürüyüş parkuruna giren grup, yemyeşil ağaçların arasında ilerlemeye başladı. Doğanın sessizliği, kuş sesleri ve orman havası eşliğinde sürdürülen yürüyüşte katılımcılar, Oylat’ın eşsiz bitki örtüsünü ve doğal güzelliklerini yakından gözlemledi.
Yer yer ahşap ve tahta yürüyüş yollarından geçen doğaseverler, doğayla bütünleşen parkurun keyfini çıkardı.
Her adımda farklı bir manzarayla karşılaşan grup, yürüyüş boyunca bol bol fotoğraf çekerek bu güzel günü ölümsüzleştirdi.

ŞELALENİN SESİYLE DİNLENME MOLASI
Yürüyüşün sonunda Oylat Şelalesi’ne ulaşan doğaseverler, burada kısa bir yemek ve dinlenme molası verdi.
Şelalenin su sesi, ormanın huzur veren atmosferi ve temiz hava eşliğinde yapılan mola, yürüyüşün en keyifli anlarından biri oldu.
Katılımcılar bir yandan yemeklerini yerken diğer yandan doğanın güzelliklerini izledi. Kimi şelalenin görüntüsünü fotoğrafladı, kimi ormanın içerisinde dinlenerek günün yorgunluğunu attı.
Bu anlarda doğaseverlerin ortak duygusu ise aynıydı:
Doğanın içinde geçirilen zaman, insana hem bedenini hem de ruhunu dinlendiren eşsiz bir huzur veriyordu.

OYLAT’IN EFSANESİ: “ÖL, YAT”
Etkinliğe adını veren “ÖL-YAT” ifadesinin ise Oylat’la ilgili yüzyıllardır anlatılan bir efsaneye dayandığı rivayet ediliyor.
Efsaneye göre Oylat’ın hikâyesi, Bizans döneminde İnegöl çevresinde yaşayan bir tekfurun kızıyla başlıyor.
Tekfurun kızı amansız bir hastalığa yakalanır. Vücudunda yaralar oluşur ve genç kız gün geçtikçe güçten düşer. Sarayın hekimleri ve dönemin bilginleri bütün çabalarına rağmen genç kızın hastalığına çare bulamaz.
Hastalık ilerledikçe umutlar tükenir.
Rivayete göre genç kız, son günlerini sakin bir şekilde geçirmesi amacıyla bugünkü Oylat kaplıcalarının bulunduğu ormanlık bölgeye getirilir. Genç kız burada bırakılırken kendisine adeta:
“Burada öl, yat…”
denildiği anlatılır.
Ancak Oylat’ın efsanesi tam da burada değişir.

ÖL-YAT’TAN ŞİFAYA…
Efsaneye göre genç kız, ormandaki sıcak sularda yıkanmaya başladıktan sonra zaman içerisinde iyileşmeye başlar.
Günler geçtikçe yaraları iyileşir, sağlığına kavuşur ve eski gücüne yeniden ulaşır.
Bir süre sonra genç kız sarayına döner.
Kızını sağlıklı ve iyileşmiş hâlde karşısında gören tekfur büyük bir şaşkınlık yaşar.
Yörede anlatılan rivayete göre, “öl, yat” denilerek bırakılan bu bölgenin adı zaman içerisinde Oylat olarak anılmaya başlar.
Bugün ise Oylat; doğal güzellikleri, mağarası, şelalesi, ormanları ve kaplıcalarıyla ziyaretçilerine farklı bir doğa deneyimi sunmaya devam ediyor.

DOĞA, TARİH VE EFSANE AYNI ROTADA BULUŞTU
13 Eylül’de gerçekleştirilen etkinlik, yalnızca bir doğa yürüyüşü olmadı.
Katılımcılar bir yandan milyonlarca yıllık Oylat Mağarası’nın gizemli dünyasını keşfederken, diğer yandan yemyeşil ormanların içerisinde yürüyerek Oylat Şelalesi’ne ulaştı.
Böylece jeolojik geçmiş, doğanın eşsiz güzelliği ve yüzyıllardır anlatılan bir efsane aynı rotada buluştu.
Oylat’ın her köşesi doğaseverlere farklı bir hikâye anlatırken, çekilen yüzlerce fotoğraf da bu hikâyelerin görsel hafızası oldu.SERBEST ZAMANDA FOTOĞRAF KEYFİ
Şelale yürüyüşünün ardından Oylat merkeze dönen doğaseverler, verilen serbest zamanı da en güzel şekilde değerlendirdi.
Grup üyeleri Oylat’ın doğal güzellikleri arasında bol bol fotoğraf çekti. Gün boyunca yaşanan güzel anlar, dostluklar ve doğayla iç içe geçirilen saatler fotoğraf karelerine yansıdı.
Kimi doğanın içerisinde hatıra fotoğrafı çektirdi, kimi Oylat’ın eşsiz manzaralarını objektifine taşıdı.
BURSA’YA GÜZEL ANILARLA DÖNÜŞ
Akşamüstü saatlerinde Oylat’tan ayrılan doğaseverler, Bursa’ya dönüş yolculuğuna geçti.
Geride ise milyonlarca yıllık mağaranın gizemi, şelalenin sesi, ormanların huzuru, yürüyüşün tatlı yorgunluğu ve yüzlerce güzel fotoğraf kaldı.
13 Eylül 2026’da gerçekleştirilen “ÖL-YAT Oylat Şelalesi ve Oylat Mağarası Doğa Yürüyüşü”, doğaseverlere unutulmayacak bir gün yaşattı.
Oylat’ın efsanesinde olduğu gibi, bu kez de doğaseverler Oylat’a yalnızca gezmek için değil; doğanın sesini dinlemek, geçmişin izlerine dokunmak, dostlukları güçlendirmek ve hayatın yoğunluğu içerisinde kendilerine nefes alacak bir alan yaratmak için geldi.
Ve günün sonunda herkes, Oylat’tan aynı duyguyla ayrıldı…







Türkiye genelinde 700’den fazla satış noktasına ulaşan Brioni markasının sahibi
Sıradaki Haber Etem Aşçı: “Tencerenin Terminatörünü Yarattık!